Hafta ortasında açıklaması yapılan yeniden yapılanma sürecinin ardından Adobe, yatırımlarını dijital yayıncılık alanında genişletme kararı aldı. Bunun ilk adımı olarak da organizasyonu içerisinde sadece kitap, gazete ve dergi yayıncılarına odaklanacak yeni yapılanmaya işaret ediyor. Uzmanlara göre diğer bir adım da dünya çapındaki yayıncıların popüler aracı InDesign‘ın yapabildiklerinin, VDP (Variable Data Printing, Değişken Veri Basımı) ve diğer benzeri basılı yayıncılık teknolojileriyle daha da üst konumlara taşınacağı. Dijital gazete, dijital dergi, dijital kitap gibi tanımları bir sonraki aşamaya taşımak için Adobe’nin; eBook konusundaki geliştirme aracı Adobe Reader Mobile SDK‘dan, Adobe Content Server‘a ve Adobe Digital Editions‘a kadar tüm teknolojiler şu anda yerinde.
Bu gibi konulardan bahsederken yurt dışında yaşanan okuma cihazı savaşlarının, Amazon gibi online kitabevleri ile Sony gibi tüketici elektroniğinin devleri arasında geçtiğini de hesaba katınca bu pazarın boyutlarını anlamak daha kolay oluyor.
Adobe ise başı çektiği OpenScreen Project‘in hız kazanması ve mobil telefonlarda Flash uygulamalarının çalışmaya başlamasının ardından pazardaki konumunu bulmuş durumda diyebiliriz. Bu açıdan bakacak olursanız Adobe’nin dijital yayıncılık konusuna özel çalışacak bu yeni organizasyonu, bu yıl başından beri üzerinde çalışılan puzzle’ı tamamlayan son parça oluyor.
Uzun lafın kısası, Adobe 2010′dan itibaren gazete, dergi ve kitapların kağıt yerine her türlü ekran üzerinden okunacağına gayet emin… hatta bu bahse para yatırıyor. İster üyelik/abonelik, ister reklam, isterse direkt satış yoluyla olsun; yeni gelen dağıtım yöntemlerinin daha az maliyetli olacağı ve yayıncıların aracı kullanmadan daha geniş kitlelere daha hızlı ulaşmalarını sağlayacağı kolayca görülebiliyor. Üstelik bu bahse para koyan sadece Adobe değil. Gazetesini AIR tabanlı bir uygulama üzerinden dağıtan New York Times gibi dünya çapındaki medyanın en prestijli yayıncıları da Adobe’nin bu vizyonunu paylaşıyorlar.
Türkiye’de ise bu vizyonun yansımasını, dev yayıncıların internet sitelerine verdikleri önemi hayli artırmaya başlamasından ve yakın geçmişte interaktif ajans ayrımıyla reklam pazarının dışında tutulmaya çalışılan ajansların başarısından sezinleyebiliyoruz. Bu vizyon çerçevesinde düşündüğünüzde; çoğunlukla gizliliğine önem veren kurum ve kuruluşlar için Adobe’nin dijital dünyanın tıklanma reytinglerini tutan Omniture’u satın alması da aslında puzzle’ın doğal ama önemli bir parçası.






